Gorgias
M.Ö. 5. yüzyılda yaşamıtır. Leontioni'de Sicilya'da doğmuştur. Doğa
felsefesine karşı düşünceler geliştirmiştir. Relativizmin ve daha da çok
kuşkucu düşüncenin gelişmesinde önemli bir filozof olarak yer almaktadır. Empedokles'in
öğrencisi olmuştur ve ondan hem doğa felsefesini hem de hitabet sanatını
öğrenmiştir. Bu sanattaki ustalığıyla Atina'da önemli etkilerde bulunmuş ve bu
sanatı en önemli geliştiricilerinden biri olmuştur. Elea Okulu'nun diyalektik
anlayışı üzerinde derin bir etkisi olduğu belirtilmektedir.
Yokluk Üstüne ve Helen`e
Övgü adlı eserlerin sahibi olan Gorgias, kendisini bir görecelikle
sınırlamayarak, gerçek bir hiççiliğin ve kuşkuculuğun savunucusu
olmuştur. Hiçbir değerin var olmadığını, bilginin mümkün olmadığını, insanlara
ikna yoluyla her şeyin kabul ettirilebileceğini, zira insanların bilgiden
yoksun olduklarını söyleyen Gorgias, ikna sanatına, sözün terbiye edilip
geliştirilmesine büyük bir önem vermiştir.
Doğa felsefesinin temel problemi olan varlığı bilme
girişimin anlamsız olduğunu öne sürmüş ve bunu kanıtlamanın uğraşı içinde
olmuştur. Onun düşüncesinde, ne varlığın varolması, ne bilinmesi ne de bir
başkasına aktarılması mümkün değildir. Ünlü üçlü argümanı bu konuda
Gorgias'ın relativizminin ve kuşkuculuğunun kesin bir ifadesini gösterir;
- Hiç bir şey yoktur,
- Bir şey varsa bile bilinemez,
- Bilinse bile başkalarına bildirilemez.
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
Protagoras
M.Ö. 481-420 yılları arasında yaşamıştır. Sofistlerin en önemli ve kurucu filozoflarındandır. Leukippos'un öğrencisi olarak yetişmiştir. Atina'da uzun süre yaşamış ve etkinliklerde bulunmuş, dinsizlikle suçlandığından dolayı kaçmak zorunda kalmış ve kaçarken boğulmuştur.
Sofist düşüncenin genel bir eğilimi olarak Protagoras Doğa felsefesine ilgi göstermez, aksine ona karşı önermelerini geliştirir. Objektif anlamda geçerli bir bilginin olmadığı, yani genel geçer bir doğrunun olmayacağı önermesi sofist felsefenin genel düşüncesidir ve Protagoras bunu, Heraklitos'un her şey değişir sözünden hareketle kanıtlar. Bundan Protagoras, eğer her şey değişiyorsa hiçbir şey kesin anlamda belirli bir şey olamaz sonucunu çıkarır. Dolayısıyla belirli bir bilginin herkes için aynı anlamda bir kesinlik taşıması ve doğru olması söz konusu olamaz.
İnsan aklını sorguya çekmiş, bir yandan soyut spekülasyonun önüne geçerken, bir yandan da insan aklının kendi üzerine düşünme gücünü gözler önüne sermiştir. Pratik bir bilgeliğe sahip bir kişi olarak da, insana boş, sonuçsuz araştırmalardan, kendisine dönme çağrısı yapmış ve insanı dünyasının merkezine yerleştirmiştir. Felsefe tarihi içinde insan felsefesi olarak adlandırılan eğilimin öncüsü bu anlamda Protagoras'tır. Bilgi, doğruluk ve değeri tümüyle göreli kılan, şeylerin insanlara göründüğü gibi olduğunu savunan Protagoras, Tanrı konusunda agnostik bir tavır almıştır.
Bilgilerimiz, nesnelerin değişimlerine ve o andaki duyumlarımıza bağlı olarak meydana gelir. Bu nedenle Protagoras bunları sanılar olarak adlandırmaktadır. Her sanı, belirli duyumlarla onu ortaya koyan kişi için doğrudur. Bunun anlamı bilginin görelileştirilmesi ve merkeze insan öğesinin konulmasıdır. Nitekim Protagoras'un ünlü sözü;
"İnsan her şeyin, var olan şeylerin var olduklarının ve var olmayan şeylerin var olmadıklarının, ölçüsüdür" şeklindedir.
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
Sofist Felsefesi
“Sofist” sözcüğü, Yunancada “bilgili kişi” anlamına gelir. Ancak bazıları bu sözcüğü “safsatacı, laf ebesi” gibi kötüleyici anlamda da kullanmıştır. Bu anlam Sokrates'in, Platon'un ve Aristotales'in sofistlere karşı yürüttükleri mücadeleden ileri gelmektedir. Sofistlere göre, herkes için genel geçerli bir doğru yoktur. Benim için doğru olan bir başkası için yanlış, iyi olan kötü olabilir. Sofistler, hem bilgi hem de değerler alanında bir “görecelik-relativizm” ve “kuşkuculuk-septisizm” felsefesini savundular. Sofist felsefe relativizmin, şüpheciliğin ve insan merkezli felsefenin bir anlamda başlangıç noktasıdır. Daha önceki doğa filozofları temel maddenin ya da nedenin ne olduğunu kendilerine sormuşlar ve su, hava, ateş, toprak, atom vb. şeklinde cevaplar vermişlerdi. Sofistlerin ili ve en önemli düşünürlerinden biri sayılan Protagoras bu türden bir doğa felsefesinden uzaklaşmış, evreni bilmeyi dışta bırakmış ve temel nedenleri bu yönde arayışlara kuşkuyla yaklaşmıştır.
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!