Google

Aristotales

12/4/2008 · Kategori: Sistematik Donem

        M.Ö. 384-322 yılları arasında yaşamıştır. Platon’un öğrencilerindendir. “Lise” adı verdiği bir okul açmıştır. Burada Platon’un okulunun aksine hayat ve doğa bilimleri ağırlıktadır.

            Aristotales’e göre insan faaliyetlerinin üç yönü vardır: Sanat, ahlak, bilim.

1.      Bilim:              Buradan üç bilim grubu doğar.

 

a.      Poetik (şiir), retorik (hitabet), organon (mantık)

b.      Etik, ekonomi, politika

c.       Fizik, meteoroloji, metafizik

 

2.      Ahlak:             Aristotales’e göre ahlakın amacı mutluluktur. İnsan ancak aklı ile, aklını kullanmasıyla, aklının etkinliğiyle mutlu olabilir. Akıl bize doğru olan orta yolu ya da ölçülülüğü verir. Örneğin cömertlik cimrilik ile savurganlık arasında olan orta yoldur. Ancak doğru olanı seçebilmek için Sokrates’in savunduğu yalnız akıl yetmez, insanın isteklerinin zaman içinde eğitilmesi de gereklidir.

 

3.      Sanat:             Aristotales’e göre sanat yaratıcı bir etkinliktir ancak aynı zamanda bir taklit işidir. Örneğin edebiyatta taklit konusu insanlar ve eylemleri olabilir. Taklit araçları ise söz, ölçü ve uyumdur. Sanatın amacı ise ahlaksaldır. Belirli duygulanımlar sağlayarak ruhu arındırmaktır.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Platon

12/4/2008 · Kategori: Sistematik Donem

    M.Ö. 427-347 arasında yaşamıştır. Birçok felsefe tarihçisine göre, batı metafizik düşünüşünün kurucusudur.

Platon’un felsefesi beş ana görüşte toplanır: Devlet, idealar, bilgi, yaratılış ve ölümsüzlük.

1.      Devlet:                       Köle emeğine dayanan aristokratik ve totaliter bir devlettir. Bu devlette yöneticiler, koruyucular ve halk vardır. Yöneticiler devleti yönetirken askerler korur çiftçiler ve zanaatkârlar ise toplumun diğer ihtiyaçlarını giderir. Mülk edinme hakkı sadece halka tanınmıştır.

 

2.      İdealar ve Bilgi:          Platon’a göre bilgi değişmez olanın (idea) bilgisidir ve ancak akıla kavranabilir. Değil başkalarının, kendi duyumlarımızı bile akılsal sınıflandırmalar yapmadan bilemeyiz. Buradan bilginin akılsal ve kavramsal olduğu çıkartılabilir. Bizim gördüğümüz nesneler aslında gerçek olarak yoktur, sadece gölgedir, iz düşümdür, görüntüdür. Bir nesne birçok kavram ile açıklanabilir ancak kavramlar yok sayılırsa geriye bir şey kalmaz. Demek ki gerçek olan nesneler değil kavramlardır. Öyleyse evren idealar evreni ve gölgeler evreni olmak üzere iki tanedir.

 

Platona göre bilgi sadece anımsamaktır. Ölümsüz olan ruh önce idealar evrenindedir. Ölümsüz ruh, ölümlü bedene girmeden önce ideaları tanımıştır, bilgi sahibidir ancak bunları eğitimle hatırlayabilir. Örneğin araştırılacak şey biliniyor ise araştırma gereksiz, bilinmiyorsa araştırma olanaksızdır.

 

3.      Yaratılış ve Ölümsüzlük:       Platon’a göre evreni yaratan iyi idi. Her şeyin kendisi gibi iyi olmasını istedi. Düzenin düzensizlikten daha iyi olduğunu bildiği için evreni bir düzene soktu. Zekası olan bir bütünden zekasız bir şey çıkmayacağını bildiği için zekayı ruha ruhu da bedene koydu. Platon’daki bu Tanrı bir yaratıcı değil düzenleyiciydi. Bu düzenleyici ilksiz ve sonsuz bir madde bulmuş ve ona şekil vermişti.  

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Sokrates

12/4/2008 · Kategori: Sistematik Donem

    M.Ö. 469-399 yılları arasında Atina’da yaşamıştır. Sokrates de Sofistler gibi Doğa Felsefesi ile değil insanla ve ahlak sorunlarıyla ilgilenmiştir. Ancak Sofistlerin kişiden kişiye değişen ampirik, keyfi, rastlantısal öznelliğinin yerine; şu ya da bu kişiye bağlı olarak değişmeyen mutlak ve akılsal bir öznellik koymaya yöneldi. Onun için, gerçek değer taşıyan bilgi, insanın kendi öz varlığına ilişkin olan bilgiydi. Bu yüzden “Kendini bil, tanı.” Sözünü kendine ilke edinmiştir.

Ona göre iyilik, kötülük, erdem gibi ahlaksal gerçekler kişi ve toplumlara göre değişken değerler değildir. Filozofun görevi kuşku, inkâr etme, araştırma ve eleştirme yoluyla iyilik, kötülük, adalet gibi kavramların kesin bilgisine ulaşarak net tanımlar ortaya koymaktır. Bu bilgiler aslen insan ruhunda gizli olarak vardır. Önemli olan bunların ortaya çıkmasına yardım etmektir. Bu akımın adı inneizmdir. Sokrates ahlaklı olmakla bilmeyi bir tutar. Bunu ifade eden “Kimse bile bile kötülük yapmaz.”, “Erdem bilgidir.” Sözlerinin ona ait olduğu kabul edilir.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Sistematik Dönem

12/4/2008 · Kategori: Sistematik Donem

Platon ve Aristo öne çıkan isimlerdendir. Platon ve Aristo’nun düşüncelerini sistematize etmeleri çok önemlidir. Önemli konulardan biri Platon’un “ideal devlet” kuramıdır. Bu kuramı kısaca açıklamak gerekirse düşünür olması istenilen bir devlet modelinden bahseder. Ona göre bu devletin yöneticisi filozof-kral olmalıdır. Yani devleti elitist kesim yönetmelidir. Burada Platon bugün bilinen anlamıyla aristokrasiye atıfta bulunur. Ayrıca bu düşünceye bağlı olarak toplumsal hiyerarşinin olması gerektiğini de savunur.

Aristoteles’in bilimlere en önemli katkısı tüme varım yöntemini bulmasıdır. Yani görünmeyende görünene bakmak ve görünenden görünmeyene bakmak tüme varım yöntemidir. Ayrıca Aristo yöntemsel aletler bularak ilkel bakışı doğru bakışa çevirmek amacındaydı.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Gorgias

11/4/2008 · Kategori: Sofistler ve Felsefeleri

M.Ö. 5. yüzyılda yaşamıtır. Leontioni'de Sicilya'da doğmuştur. Doğa felsefesine karşı düşünceler geliştirmiştir. Relativizmin ve daha da çok kuşkucu düşüncenin gelişmesinde önemli bir filozof olarak yer almaktadır. Empedokles'in öğrencisi olmuştur ve ondan hem doğa felsefesini hem de hitabet sanatını öğrenmiştir. Bu sanattaki ustalığıyla Atina'da önemli etkilerde bulunmuş ve bu sanatı en önemli geliştiricilerinden biri olmuştur. Elea Okulu'nun diyalektik anlayışı üzerinde derin bir etkisi olduğu belirtilmektedir.
        Yokluk Üstüne ve Helen`e Övgü adlı eserlerin sahibi olan Gorgias, kendisini bir görecelikle sınırlamayarak, gerçek bir hiççiliğin ve kuşkuculuğun savunucusu olmuştur. Hiçbir değerin var olmadığını, bilginin mümkün olmadığını, insanlara ikna yoluyla her şeyin kabul ettirilebileceğini, zira insanların bilgiden yoksun olduklarını söyleyen Gorgias, ikna sanatına, sözün terbiye edilip geliştirilmesine büyük bir önem vermiştir.

Doğa felsefesinin temel problemi olan varlığı bilme girişimin anlamsız olduğunu öne sürmüş ve bunu kanıtlamanın uğraşı içinde olmuştur. Onun düşüncesinde, ne varlığın varolması, ne bilinmesi ne de bir başkasına aktarılması mümkün değildir. Ünlü üçlü argümanı bu konuda Gorgias'ın relativizminin ve kuşkuculuğunun kesin bir ifadesini gösterir;

  1. Hiç bir şey yoktur,
  2. Bir şey varsa bile bilinemez,
  3. Bilinse bile başkalarına bildirilemez.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki ::