Aristotales
M.Ö. 384-322 yılları arasında yaşamıştır. Platon’un öğrencilerindendir. “Lise” adı verdiği bir okul açmıştır. Burada Platon’un okulunun aksine hayat ve doğa bilimleri ağırlıktadır.
Aristotales’e göre insan faaliyetlerinin üç yönü vardır: Sanat, ahlak, bilim.
1. Bilim: Buradan üç bilim grubu doğar.
a. Poetik (şiir), retorik (hitabet), organon (mantık)
b. Etik, ekonomi, politika
c. Fizik, meteoroloji, metafizik
2. Ahlak: Aristotales’e göre ahlakın amacı mutluluktur. İnsan ancak aklı ile, aklını kullanmasıyla, aklının etkinliğiyle mutlu olabilir. Akıl bize doğru olan orta yolu ya da ölçülülüğü verir. Örneğin cömertlik cimrilik ile savurganlık arasında olan orta yoldur. Ancak doğru olanı seçebilmek için Sokrates’in savunduğu yalnız akıl yetmez, insanın isteklerinin zaman içinde eğitilmesi de gereklidir.
3. Sanat: Aristotales’e göre sanat yaratıcı bir etkinliktir ancak aynı zamanda bir taklit işidir. Örneğin edebiyatta taklit konusu insanlar ve eylemleri olabilir. Taklit araçları ise söz, ölçü ve uyumdur. Sanatın amacı ise ahlaksaldır. Belirli duygulanımlar sağlayarak ruhu arındırmaktır.
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
Platon
M.Ö.
427-347 arasında yaşamıştır. Birçok felsefe tarihçisine göre, batı metafizik
düşünüşünün kurucusudur.
Platon’un
felsefesi beş ana görüşte toplanır: Devlet, idealar, bilgi, yaratılış ve ölümsüzlük.
1.
Devlet: Köle
emeğine dayanan aristokratik ve totaliter bir devlettir. Bu devlette
yöneticiler, koruyucular ve halk vardır. Yöneticiler devleti yönetirken
askerler korur çiftçiler ve zanaatkârlar ise toplumun diğer ihtiyaçlarını
giderir. Mülk edinme hakkı sadece halka tanınmıştır.
2.
İdealar ve Bilgi: Platon’a göre bilgi değişmez olanın
(idea) bilgisidir ve ancak akıla kavranabilir. Değil başkalarının, kendi
duyumlarımızı bile akılsal sınıflandırmalar yapmadan bilemeyiz. Buradan
bilginin akılsal ve kavramsal olduğu çıkartılabilir. Bizim gördüğümüz nesneler
aslında gerçek olarak yoktur, sadece gölgedir, iz düşümdür, görüntüdür. Bir
nesne birçok kavram ile açıklanabilir ancak kavramlar yok sayılırsa geriye bir
şey kalmaz. Demek ki gerçek olan nesneler değil kavramlardır. Öyleyse evren idealar
evreni ve gölgeler evreni olmak üzere iki tanedir.
Platona göre bilgi sadece anımsamaktır. Ölümsüz olan ruh önce
idealar evrenindedir. Ölümsüz ruh, ölümlü bedene girmeden önce ideaları
tanımıştır, bilgi sahibidir ancak bunları eğitimle hatırlayabilir. Örneğin
araştırılacak şey biliniyor ise araştırma gereksiz, bilinmiyorsa araştırma
olanaksızdır.
3.
Yaratılış ve Ölümsüzlük: Platon’a
göre evreni yaratan iyi idi. Her şeyin kendisi gibi iyi olmasını istedi.
Düzenin düzensizlikten daha iyi olduğunu bildiği için evreni bir düzene soktu.
Zekası olan bir bütünden zekasız bir şey çıkmayacağını bildiği için zekayı ruha
ruhu da bedene koydu. Platon’daki bu Tanrı bir yaratıcı değil düzenleyiciydi.
Bu düzenleyici ilksiz ve sonsuz bir madde bulmuş ve ona şekil vermişti.
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
Sokrates
M.Ö.
469-399 yılları arasında Atina’da yaşamıştır. Sokrates de Sofistler gibi Doğa
Felsefesi ile değil insanla ve ahlak sorunlarıyla ilgilenmiştir. Ancak
Sofistlerin kişiden kişiye değişen ampirik, keyfi, rastlantısal öznelliğinin
yerine; şu ya da bu kişiye bağlı olarak değişmeyen mutlak ve akılsal bir
öznellik koymaya yöneldi. Onun için, gerçek değer taşıyan bilgi, insanın kendi
öz varlığına ilişkin olan bilgiydi. Bu yüzden “Kendini bil, tanı.” Sözünü
kendine ilke edinmiştir.
Ona göre iyilik, kötülük, erdem gibi ahlaksal gerçekler kişi
ve toplumlara göre değişken değerler değildir. Filozofun görevi kuşku, inkâr
etme, araştırma ve eleştirme yoluyla iyilik, kötülük, adalet gibi kavramların
kesin bilgisine ulaşarak net tanımlar ortaya koymaktır. Bu bilgiler aslen insan
ruhunda gizli olarak vardır. Önemli olan bunların ortaya çıkmasına yardım
etmektir. Bu akımın adı inneizmdir. Sokrates ahlaklı olmakla bilmeyi bir tutar.
Bunu ifade eden “Kimse bile bile kötülük yapmaz.”, “Erdem bilgidir.” Sözlerinin
ona ait olduğu kabul edilir.
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
Sistematik Dönem
Platon ve Aristo öne çıkan isimlerdendir. Platon ve
Aristo’nun düşüncelerini sistematize etmeleri çok önemlidir. Önemli konulardan
biri Platon’un “ideal devlet” kuramıdır. Bu kuramı kısaca açıklamak gerekirse
düşünür olması istenilen bir devlet modelinden bahseder. Ona göre bu devletin
yöneticisi filozof-kral olmalıdır. Yani devleti elitist kesim yönetmelidir.
Burada Platon bugün bilinen anlamıyla aristokrasiye atıfta bulunur. Ayrıca bu
düşünceye bağlı olarak toplumsal hiyerarşinin olması gerektiğini de savunur.
Aristoteles’in bilimlere en önemli katkısı tüme varım
yöntemini bulmasıdır. Yani görünmeyende görünene bakmak ve görünenden
görünmeyene bakmak tüme varım yöntemidir. Ayrıca Aristo yöntemsel aletler
bularak ilkel bakışı doğru bakışa çevirmek amacındaydı.
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
Gorgias
M.Ö. 5. yüzyılda yaşamıtır. Leontioni'de Sicilya'da doğmuştur. Doğa
felsefesine karşı düşünceler geliştirmiştir. Relativizmin ve daha da çok
kuşkucu düşüncenin gelişmesinde önemli bir filozof olarak yer almaktadır. Empedokles'in
öğrencisi olmuştur ve ondan hem doğa felsefesini hem de hitabet sanatını
öğrenmiştir. Bu sanattaki ustalığıyla Atina'da önemli etkilerde bulunmuş ve bu
sanatı en önemli geliştiricilerinden biri olmuştur. Elea Okulu'nun diyalektik
anlayışı üzerinde derin bir etkisi olduğu belirtilmektedir.
Yokluk Üstüne ve Helen`e
Övgü adlı eserlerin sahibi olan Gorgias, kendisini bir görecelikle
sınırlamayarak, gerçek bir hiççiliğin ve kuşkuculuğun savunucusu
olmuştur. Hiçbir değerin var olmadığını, bilginin mümkün olmadığını, insanlara
ikna yoluyla her şeyin kabul ettirilebileceğini, zira insanların bilgiden
yoksun olduklarını söyleyen Gorgias, ikna sanatına, sözün terbiye edilip
geliştirilmesine büyük bir önem vermiştir.
Doğa felsefesinin temel problemi olan varlığı bilme
girişimin anlamsız olduğunu öne sürmüş ve bunu kanıtlamanın uğraşı içinde
olmuştur. Onun düşüncesinde, ne varlığın varolması, ne bilinmesi ne de bir
başkasına aktarılması mümkün değildir. Ünlü üçlü argümanı bu konuda
Gorgias'ın relativizminin ve kuşkuculuğunun kesin bir ifadesini gösterir;
- Hiç bir şey yoktur,
- Bir şey varsa bile bilinemez,
- Bilinse bile başkalarına bildirilemez.
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
« Önceki ::